29/7/2009 · Kategori: ISTANBUL
http://beklenenzeytinci.blogcu.com/rss.php
|  |
| İSTANBUL SEVGİSİ ANLATILMAZ, YAŞANIR.. |  | 
|

Gurbeti anlatmak için başlamıştım blog yazılarıma. İstanbul'dan ayrı kalmanın derin üzüntüsü ile yazıma başlıyorum. İlk defa 1962 yılı ekiminde geldim bu şehre. Köyden indim şehre tekerlemesi bizim gibiler içindir. İstanbul'a okul yıllarında aşık oldum. Padişahlar, şairler, güzeller şehrini sevdim. Bu topraklar benim yurdum oldu. Doğduğum köye gitiğimde ise güneş gurbet ışıklarını üzerimize şavkıttı. Hüzün sardı vücudumu. Gurbet acısının ateşinde yandım. Duramadım oralarda. Daraldım. İstanbul'un sıcağı ısıtır. Soğuğu serinletir. Haydarpaşa garına geldiğimde trenlere koşarım. Gidenler ağlamaklıdır. Gelenlerin ise gözlerinin içi güler. İstanbul Fatih'in Türk milletine armağanıdır. Fatih'i fatih yapan daha önceki medeniyete ve o medeniyetin mensuplarına yaşama ve İstanbul'da kalması ya da istediği ülkeye gitmesi için seçim hakkı vermesidir. Buna rağmen Batı'ya göç edenler Avrupa'da yenilik hareketini başlatmışlardır. Bizim çok özlediğimiz medeniyet İstanbul toprağında yetişenler tarafından, batıdakilere götürülmüştür. Zaten İstanbul'un fethi ortaçağı kapatmış, yeniçağı açtırmıştır. Burada iddia etmiyorum, eminim. Avrupa'ya giden bilim adamları da kendilerini gurbette hissetmiş, İstanbul özlemiyle yanıp tutuşmuşlardır.Kulakları çınlasın Sırrı Oktay arkadaşım, birisinin kaba hareketini belirtmek için "başka İSTANBUL yok" sözünü sık sık söyler...Gerçekten "İSTANBUL EFENDİSİ" DEYİMİ BÜTÜN DÜNYACA BENİMSENMİŞTİR. Şimdi bana soruyorsunuz? Neden sevdiğin halde, terk ettin? Anlatayım. Emekli oldum. Daha önce emekli olanlar bir esnafın yanında harçlığını çıkarıyorlardı. Artık esnaflar bile kıt kanaat geçiniyor. Emekli maaşım ancak bir ev kirası kadar. Çok şükür evim de var. Yaşadığım yerde apartman giderleri, diğer masraflar cepte para bırakmıyordu. Evimizi kiraya verdik. İstanbul'a yakın bir ilçeden ev tuttuk. Bu şekilde yaşamımızı devam ettiriyoruz. Hala içimizde bir umut var. Çünkü şimdi gurbetteyiz. Buralarda kendimizi çaresiz hissediyoruz. Zincirle bağlanmış yay gibiyiz. İçimizde gam, keder olsa da, diğer yanımızda beklentiler, yaşanmış ve yine yaşanacak sevinçler var. Aslına bakarsanız bu yazıyı okuyanların büyük bölümü gurbeti yaşayanlardır. Bizim gibi İstanbul aşkıyla çırpınıyorlardır. Burada da güller açıyor. Rüzgarlar esiyor. Bülbüller ötüyor. Hepsi buruk, hepsi kederli. Çünkü İstanbul'dan uzaktalar.Bence gurbette ağaçlar, kuşlar, esen rüzgar ve yağan yağmur hep o şarkıyı söylüyor -AH GURBET!!!!!!!!! AH İSTANBUL !!!!!!

|
|
|
|
Kalıcı Bağlantı
Yorum (1)
Yorum yaz!